Sizlerden Gelenler
SUÇIKTI ' YA İTHAFEN...!

26/07/2009 Pazar Saat 11:30 Sıraları 

 

 

SUÇIKTI’DA SUYUN SESSİZLİĞİNİ DİNLEMEK

 

        Suçıktı’da insanın kendini suyun sessizliğine bırakması kadar güzel bir şey olamaz. Suyun berraklığı ve saflığı insanın üzerindeki dert ve tasaları alıp götürür gittiği yere doğru ve bir daha geri getirmeyecek gibi durur. Suyun duruluğuna dalar insan, sanki başka bir hayatlara yelken açar. Suçıktı’da bir gün geçirmek bir ömre bedeldir. O an hiçbir şey düşünmez, sadece suyun sessizliğine bırakırsa insan kendini alıp başka diyarlara gider.

         Yıllardan bu yana akıp giden bu su, bugün nedense bir bambaşka akıp gitmekte gibi geldi bana. Bugün Suçıktı‘da suyun akışını bir de Üstad Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’ne atfen dinledim. Onun Sakarya’ya seslenişini, bende Suçıktı’yı hayal ederek baktım ve bir başka idi bugün Suçıktı benim için …!

           “İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya.” demiş ya Üstad, bende ömrümüzün bugün ne kadar hüzünlü ve çabuk akıp gittiğini gördüm sanki Suçıktı’nın çehresinde. Ve akıp giden ömrümde ne kadar hata-günah işlemişim onun hesabını yaptım biran ve kendimden nefret ettim. Nefretimi acıma hissi ile unutmamak için ve biraz da nefsimin ezilmesi için vurdum dizelere kendimi. Resul’ün biz ümmetine seslendiği “Ölmeden Önce Kendinizi Hesaba Çekiniz.” Hadis-i Şerifini düşündüm ve günahlarımla Suçıktı’nın masumluğunu, duruluğunu ve saflığını kirletmekten korktum. Kaçmak istedim suyun başından ama yapamadım. O an ki Suçıktı’nın bana seslenişini bozamadım. Suçıktı’da Su bana sesleniyordu sanki. “Dur Sakın Kalkma ve Beni Dinle” diyordu. Bir an hayal gördüğümü düşündüm, ama değildi. Çünkü bana bir şeyler haykırıyordu kulaklarımı yırtarcasına. Bağırıyordu, çağıldıyordu bana karşı sanki sitem dolu idi sözleri ile. Ben de kalkmadım yerimden zaten. Onu dinlemeye ve dinlediklerimi de kaydetmeye başlamıştım çoktan.

          Suçıktı ; “Bak ey günahkar ve masum görünüşlü, ama bir o kadar da sahte gözüken çocuk. Sana diyeceklerimi iyi dinle. Sen bugün anlaşılan beni bir başka dinlemeye gelmişsin. Çünkü yıllardır görürüm seni buralarda. Ama senin bugünkü gelişin bir başkadır. Sanki bugün buraya benden nasihat dinlemeye gelmiş gibisin.”der bana. Bende O’na (Suçıktı’ya) hemen veririm cevabı. “– Evet, evet seni dinlemeye geldim. Artık ne kadar başarılı olabilirim bilmiyorum ama gerçekten bugün seni dinlemeye ihtiyacım olduğunu düşündüm. Ve kalktım sana geldim.”

                Suçıktı derinden, ama bir o kadar da haykırarak anlatıyordu hayatı bana ; “ Evet Hoş Geldin bakalım delikanlı. Anlaşılan seninle bugün dertleşecek ve hayat denilen yolun sonunu değerlendireceğiz. İnsan hayatı boyunca elbette hatalar yapar. Bu kaçınılmazdır. Sebebi ise insanın günahlara karşı meyilli oluşudur. Kul adı üstünde beşerdir yani şaşardır. Ama önemli olan hayat sonlanmadan yani asıl SEVGİLİYE kavuşmadan tövbekar olup bir daha o hataları yapmamaktır. Ben seni hergün -ömrün boyunca– dinlemeye hazırım. Senin bana seslenişini, dertlerini anlatışını, hatalar yaptığını söylemeni dinlerim. Ama sende beni dinleyeceksin ve yaptığın hataları bir daha tekrarlamayacaksın. Bugün yanı başımdan kalkıp gittiğin o an ki düşüncelerini hep anımsayacaksın. Ve hatalar yapmaya caksın. Eğer bu şekilde davranırsan hep gel yanıma otur ve benimle dilediğin gibi dertleş, çünkü ben seni dinlerim. Bazen sen anlatırsın, bazen ben anlatırım. Dertleşiriz seninle. Öncelikle insan kendine saygı duymalı bence.

            Çünkü YARADAN, siz İnsanoğlunu bu dünya’ya Halife olarak yarattı.Ve ayağınızın altına bir sürü nimetler sundu. Ve bu nimetleri dilediğiniz gibi kullanmayı verdi size. Ama sizler bir müddet sonra dünyalık mallara daldınız. Unuttunuz varoluş sebebinizi. Gittiğiniz her yerde size O‘ndan bahsedilmesi gerektiği ve zikredilmesi gerektiği vurgulandı. Arkadaşlarınız arasında size en yakın olan aslında O’dur. Çünkü Yaradan size Ayet-i Kerimesinde şöyle sesleniyor; “Ben size Şah Damarınızdan Daha Yakınım.” Sizi en iyi bilen, içinizden bir sesle size hep iyi olmanızı tavsiye eden ve bu şekilde davranırsanız size ebedi hayatta CENNET vadeden Hep O’dur aslında. Ve siz dünyalıklarınızı hesaplar iken O sizin için kurtuluş kapıları bırakıyordu. Ve her sefer de sizi tekrar tekrar davet ediyordu. O yüzdendir ki, O’nu dinle beni dinlediğinden fazlası ile. Çünkü şu anda benim sana seslenişim bile O’ndandır. Bu bile çok büyük bir NİMETTİR. Şu an da benimle konuştuğunu varsayabilirsin ama aslında sen O’nunla konuşuyorsun.

         O yüzden dediklerimi iyi dinle dedim zaten sana. Seslenişim ve senin bugün burada bir başka duruşun, beni dinlemen başkadır dedim. Çünkü seni yıllardır görürüm  bura da, gelirsin ve oturursun bir köşeye. Bazen çok dertlisindir, sessizce oturur ve kalkar gidersin. Bazen çok neşelisindir beni görmezsin bile hiç. Ama bugün duruşun ve gelişin bir başkadır nedense?.. Bugün gözlerinde bir başka pişmanlık var. Ama anlaşılan dertleşmeye ihtiyacın var diye düşündüm. Ondandır zaten sana seslenişim, içten ve samimi duygularına ortak oluşum. Bak sen sen ol, asla  ve asla yaptığın ve pişman olduğun hataları bir daha tekrarlama ve tövbende sadık ol. Sadık ol ki YARADAN seni görsün ve seni kurtuluşa erdirsin. Şimdi sana, Duruluğumdan, Saflığımdan ve Temizliğimden faydalar gelsin. Gelsin ki buradan kalkıp gittiğinde de saf ve masum kalasın ve bir daha hatalar yapmayasın. Benim akışım senin de hatalarını alsın götürsün benliğinden. Ve kalk O’nu zikret ve aslına dön. Dön ki kurtuluşu hak edenlerden ol. Ve bundan gayrı yanıma geldiğinde, hep yanı başıma otur. Anlat anlatabildiğin kadar ben seni dinlemeye hazırım.” dedi bana Suçıktı.

          Evet belki Suçıktı’nın bana seslenişi belkide bitti. Ama bundan gayrı sessizlikler içinde haykırarak konuşabileceğim ve dinleyebileceğim bir sırdaşım oldu. Sırlarımı açabileceğim, dertlerimi anlatabileceğim, bazen sessizce konuşabileceğim ve bazen ise bağırarak anlaşabile- ceğim bir dostum oldu. Evet bir hayaldi belki bana seslenişi Suçıktı’nın. Ama o kadar dalmıştım ki gelip giden çaycının ayak sesleri, çayı karıştırırken kaşığın çıkardığı aşina olduğum sesler bile duyulmaz olmuştu bir an ve sadece Suçıktı ile yalnız kalmıştık baş başa. Sadece Suçıktı’nın haykırışına, seslenişine bırakmıştım kendimi. Ve ben sadece O’nu dinlemiştim SESSİZCE. O’nunla dertleşmiş O’nunla konuşmuştum. Ve dediklerini kalbime kazımıştım bile çoktan. Artık Suçıktı’ya gelişlerim hep bir başka olacaktı bundan gayrı. Bu kadar satır yazmışken Suçıktı’ya şiir yazamadan gitmek zor geliyordu şu anda bana. Ağlamak geliyordu haykırırcasına ama yapamıyordum. Belki de insanların bana deli-divane gibi bakışları korkutmuştu. Neyse bugün Suçıktı bir bambaşka idi kısacası anlayacağınız kadarıyla Suçıktı sana gelişlerim bundan sonra hep bir başka olacak. Ve sana her yeni gelişim daha da saf, daha da temiz ve daha da duru olacak İNŞALLAH..! Sözlerimi kısa da olsa birkaç mısra şiir ile bitirmek istiyorum.

Suçıktı, şu an senin yanı başındayım

Hayata yeni gelmiş bir çocuk gibi

Senin bana seslenişini dinliyorum

Gözlerimi kapattım, Yüreğim ise açık

Kulaklarımı yırtarcasına haykırışını

Bütün benliğimi sana vererek

Bir çocuğun Annesini dinlediği gibi

Bir öğrencinin Öğretmenini dinlediği gibi

Ben de sessizliğinin içinde SENİN HAYKIRIŞLARINI dinliyorum

 

SUÇIKTI ‘ya İthafen...!

 

NOT : Nedendir bilinmez ama bugün benim Hayata ve Suçıktı’ya son bakışımmış gibi bir his ile yazdım bu satırları….. Hayırlısı ile . .