Suçıktı'ya özel resimler için tıklayınız.:
http://video.yahoo.com/watch/6235975/16184936
SUÇIKTI BİR BAŞKA GÜZELDİ
Taşradaki şiir akşamlarında ne yazık ki Ahmet Selçuk İlkan, Ümit Yaşar mantalitesini şiir zannedenlerin hakimiyetinden şiirin ş’si bile mevzu bahis olmuyor. Suçıktı’da ise Müslüman şairlere bir ambargo uygulanmadığı gibi Müslüman şairlerin de elden geldiğince niteliklileri davet ediliyor. Bu, Suçıktı’yı çok kıymetli yapan bir özellik.
Bu sene 16.sı yapılan Suçıktı Şiir Akşamı bazı ilklere sahne oldu. Suçıktı Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde güzel bir mesire yeri. Piyasadaki şiir akşamları arasında aksamadan ve nerdeyse uzun süredir devam etmesi ile en değerli şiir akşamlarından birisi.
İstanbul Edebiyat’ın, daha doğrusu Anadolu Gençliğin Çemberlitaş’taki Şiir Akşamı ile birlikte zikredebileceğimiz ama kimi açılardan İstanbul Edebiyat’ın şiir gecesini de geçen bir yanı var Suçıktı’nın.
Suçıktı 1 Numara !...
Taşradaki şiir akşamları arasında ise tartışmasız bir numara Suçıktı. Taşradaki şiir akşamlarında ne yazık ki Ahmet Selçuk İlkan, Ümit Yaşar mantalitesini şiir zannedenlerin hakimiyetinden şiirin ş’si bile mevzu bahis olmuyor.
Suçıktı’da ise Müslüman Şairlere bir ambargo uygulanmadığı gibi Müslüman şairlerin de elden geldiğince niteliklileri davet ediliyor. Bu Suçıktı’yı çok kıymetli yapan bir özellik. Elbette Suçıktı’da kimi yıllar sıkıntılı geçti. Dursunbeylilerin nezaketinin, saygısının gereği gibi değerlendirilemediği yıllar da oldu.
Bir ara ipini koparan Suçıktı’da şair diye karşımıza çıkıyordu. Bir ara milletvekilleri başımıza şair kesiliyordu. Bu sene ise durum gayet müsbet idi.
Bir de her şiir gecesinde mutlaka geleceğim deyip de gelemeyen, son anda vazgeçen şair olur. Davetli şairlerin eksiksiz katıldığı hiç bir şiir akşamı hatırlamıyorum ben.
Fakat bu sene Suçıktı Şiir Akşamında hem davetli şairler göz dolduruyordu hem de eksiksiz katılmışlardı.
Ahmet Edip Başaran, iyi adam!...
Ahmet Edip Başaran Dursunbey’de yaşamayı tercih etmiş bir şairimiz. Has bir adamdır Ahmet Edip Başaran. İnşaallah eylülden itibaren Dursunbey Şiir Evinde Sezai Karakoç Şiir Tahlilleri yapacak ayda bir. Tam bir kitap hastası olduğunu bildiğim babası ile de bu vesile ile tanışmış olduk. Rabbim, ben hiç böyle okuma meraklısı bir baba görmedim desem ( N.Ahmet Özalp hariç. Bu büyük ismi sık sık oğlu Taha Özalp ile birlikte andığımızdan olsa gerek böyle bir şekilde anmış oldum, Taha ‘ya evlilik hayatında bereketler diliyorum bu vesile ile.)(Düğüncü demişken Ahmet Edip Dursunbey’den ayrılacağımız vakit bir poşet verdi, baktım üzerinde Adakoğlu yazıyor. Dedim ben bu Adakoğlu’nu biliyorum ama...)
Bünyamin Yıldız İzmir’de yaşıyor. Onu zorla Dursunbey’e çağırdık. Zira yanımızda İlyas Aslan vardı, Mümtaz abi vardı, ortaokul yıllarımızdan beri sevdiğimiz İslamcı ağabeylerimizdi onlar bizim.
Düşünsenize Hasan Aycın da Suçıktı’da idi. Kardeşi Mustafa Aycın ile birlikte Balıkesir’den gelmişlerdi.Bir Cemal Şakar yoktu diyebilirim.
Hasan Aycın’ın güzel sohbeti!...
Hasan Ağabey ile programdan sonra gece 1 gibi Ahmet Edip Başaran’ın evine geçtik. Gece üçbuçuğa kadar bereketli sohbetinden nasiplendik. Osman Konuk, Üzeyir Sali, Hüsnü Çakmak, Mustafa Keloğlu ile birlikte 12-13 kişi vardık sohbet halkasında.
Hasan Ağabey, Muhammed Hamidullah merhumun İslam’a Giriş kitabı vesilesi ile İslam’a girmiş insanlardan bahsetti.Mahmut Toptaş Hocanın adı geçti. Hamidullah’ı daha iyi tanımamız lazım, okumamız lazım dedik içimizden.
Cahit Koytak Dursunbey’deki şairlere selam söyledi. Rasim Özdenören oraya gelmeyi arzuladığı ve tüm Dursunbeylileri kucakladığı mesajını gönderdi.
Şairler, şiir ilgililerinin sohbet halkaları her böylesi etkinliklerden farklı olarak biraz daha tatlıydı. Çünkü sohbet için bol bol vaktimiz vardı. Ara sıra görmemiş bir şekilde müziğin sesini açma münasebetsizliği yapılmadı değil ama onu da susturmasını bildik Elhamdülillah…
Edebiyat Dergilerinin Hali Paneli!...
Şiir Akşamından sonraki gün, Pazar günü bir panel bir panel vardı. Panelde edebiyat dergilerinin hali, ahvali masaya yatırıldı. Değeri gün geçtikçe anlaşılacak olan Mustafa Özçelik yönetti paneli. Arif Ay, Mustafa Uçurum, Hüseyin Akın ve Mürsel Sönmez dergiciliğimiz üzerine konuştular.
Güzel değerlendirmelerde bulunuldu. Özelikle Arif Ay’ın taşra merkez dergiciliği konusundaki bir muhteşem yargısını sizinle paylaşmak isteri; “Osmanlı’dan sonra Türkiye’de merkez kalmamıştır. Tüm Türkiye, taşra olmuştur. Merkezi dergi de kalmamıştır. İnsanlar kendi çabalarıyla bir şey söyler olmuştur. Devlet desteği, patronaj gibi meselelerin uzağında bir durum yaşanmıştır. Bu nedenle taşra edebiyatına bir haksızlık yapılıyor demek çok da anlamlı durmamaktadır.” Yaklaşık bu minvalde cümleler kurdu Arif Ay, fazla eksik aktarmamışımdır İnşallah…
Yollarda yol oldum!...
Suçıktı ile ilgili daha bir çok ayrıntıyı sizlerle paylaşmak isterdim ama sonrası yollarda geçtiği için, Ankara’da Rasim Özderören’i, Vadi’den Ercan Şen’i, Kurtuba’da Mehmet Aycı, Yusuf Turan Günaydın, İsmail Kasap’ı, Ali Sali’yi, Sıtkı Caney’i, Mehmet Kurtoğlu’nu, Mehmet Ragıp Karcı’yı, SETA’da Taha Özhan’ı, Mücahit Küçükyılmaz’ı ve daha kimlerle görüştüm, kimlerle…
Ardından da Amasya’ya annemim elini öpmeye geldim. Yazıya Dursunbey’de başladım Amasya’da bitirdim. İçine yol yorgunluklarından da sızmıştır sanırım.
Kimler Vardı..?
Düşünsenize Hüseyin Atlansoy vardı..
Osman Konuk vardı.
Arif Ay vardı.
Mürsel Sönmez bile geldi.
Ali Ayçil parmağı kırık olmasına rağmen geldi.
Mesut Doğan’ı ilk defa görmüş olduk.
Arif Dülger’i ilk defa gördük.
Dr.Nevzat Akyar programı güzel güzel sundu.
Hüseyin Akın,
Nureddin Durman,
Hatta Adem Turan bile ordaydı.
Mahmut Avcı ile Resul Tamgüç, özellikle Resul Tamgüç bitmeyen cümleleri ordaydı.
Mehmet Şamil Baş,
Mustafa Celep,
Vahap Dağkılıç,
Ali Sali ordaydı.
Süleyman Çelik ne de güzel gelmişti.Onun gelişi hep güzeldir zaten.
Dinçer Eşitgin ile keşke biraz sohbet edebilme imkanı bulsaydım.
Şiir Akşam’ında şairler adına konuşmayı Mustafa Özçelik yaptı.
Mustafa Uçurum, Zeki Bulduk ile yüzyüze Suçıktı vesilesi ile görüşmüş oldu.
Ahmet Veske, İstanbul ekibinin tüm kahrını yine o çekti.
Mavera’dan, Yediklim Dergisi’nden, Hece’den, Diriliş’ten haberdar bir Belediye Başkanı var Dursunbey’in. Ruhi Yılmaz..
Suçıktı’nın bir farkı da budur:
Şairleri, simaları ile tanıyan, takip eden bir başkan Ruhi Yılmaz.
Böyle bir şey Türkiye şartlarında imkansızdır adeta.
Bunu da Bilmek Lazım!....